Rapunzel Masalı (2025 Versiyonu)
27/10/2025Bir zamanlar, yüksek taş duvarlarla çevrili güzel bir bahçenin hemen yanında yaşayan bir kadınla kocası varmış. Kadın uzun zamandır çocuk sahibi olmayı çok istermiş. Günlerden bir gün, bahçedeki taze otlara gözleri takılmış. Orada büyüyen, yeşil yapraklı bir bitkiyi görmüş. O kadar arzulamış ki, her gün pencereden bakıp o bitkiyi düşünür olmuş.
Fakat o bahçe kimseye ait değilmiş, orası kötü kalpli bir cadınınmış. Kadının isteği giderek artmış, sonunda hastalanmış gibi olmuş. Kocası karısının haline üzülmüş, gece olunca gizlice bahçeye girip o bitkiden biraz almış. Kadın büyük bir iştahla yemiş ama ertesi gün daha fazlasını istemiş. Adam yine bahçeye girmişken cadı onu yakalamış.
Cadı öfkeyle bağırmış: “Bahçemdeki bitkileri çalıyorsun! Cezanı bilmelisin!” Adam korkudan titrerken, cadıya durumu anlatmış. Cadı bir süre düşünmüş, sonra sinsi bir gülümsemeyle, “Tamam,” demiş, “sana ve karına o bitkiden vereceğim ama doğacak ilk çocuğunuzu bana vereceksiniz.” Adam korkudan kabul etmiş.
Zaman geçmiş, kadın bir kız çocuğu doğurmuş. Cadı sözünü tutmuş ve bebeği alıp götürmüş. Kıza “Rapunzel” adını vermiş, çünkü çalınan bitkinin adı da rapunzelmiş. Cadı, Rapunzel büyüyünce onu ormanın içindeki yüksek bir kuleye kapatmış. Kulede kapı yokmuş, yalnızca en tepesinde bir pencere varmış.
Cadı kuleye geldiğinde “Rapunzel, Rapunzel, uzat saçlarını aşağıya!” dermiş. Rapunzel de altın gibi parlayan uzun saçlarını pencereden sarkıtır, cadı da onlara tutunup yukarı çıkarmış.
Yıllar geçmiş, Rapunzel artık genç bir kız olmuş. Günlerini şarkı söyleyerek geçirirmiş. Bir gün bir prens, ormandan geçerken bu sesi duymuş. Sesin güzelliği onu büyülemiş. Ertesi gün tekrar gelmiş, gizlice kulenin yakınında beklemiş. Cadının çağrısını duyunca her şeyi anlamış. Cadı gidince o da aynı sözleri söylemiş: “Rapunzel, Rapunzel, uzat saçlarını aşağıya!” Rapunzel şaşkın ama meraklıymış. İlk kez başka bir yüz görüyormuş. Prens ona zarifçe davranmış, konuşmuşlar, gülmüşler.
Zamanla aralarında sevgi doğmuş. Prens ona, “Seni buradan kurtaracağım” demiş. Her gelişinde Rapunzel’e iplerden bir merdiven örmek için malzeme getirmiş.
Ancak bir gün Rapunzel, saf kalbiyle cadıya ağzından kaçırmış: “Anne, bugün saçlarımı yukarı çekerken neden bu kadar ağırdın? Prens geldiğinde çok daha hafif oluyorsun.” Cadı öfkeyle bağırmış. Rapunzel’in saçlarını kesmiş, onu uzak bir çöle sürmüş. Sonra prensi kandırmak için kuleye gelip saçları pencereden sarkıtmış. Prens yukarı tırmanmış ama karşısında cadıyı bulmuş. Cadı büyü yaparak prensi kör etmiş.
Aylarca ormanda dolaşan prens, sonunda çöle ulaşmış. Bir gün rüzgarın içinde tanıdık bir şarkı duymuş. O ses Rapunzel’inkiydi! Onu bulduğunda gözyaşlarına boğulmuş. Rapunzel de sevinçle ağlamış, gözyaşları prensin gözlerine değince büyü bozulmuş. Prens yeniden görmeye başlamış.
Birlikte ülkesine dönmüşler. Rapunzel ilk kez özgürlüğü tatmış, prensle mutlu bir hayat sürmüş. O günden sonra kule sessiz kalmış ama ormanda dolaşanlar hâlâ bir melodinin yankısını duyar gibi olurmuş, Rapunzel’in şarkısıymış o.


