Uyuyan Güzel Masalı

Uyuyan Güzel Masalı

30/10/2025 0 Yazar: Uyku Masalı

Bir zamanlar çok uzak bir krallıkta, uzun yıllar boyunca çocuk sahibi olamayan bir kral ve kraliçe yaşarmış. Günün birinde kraliçe bir kız çocuğu doğurmuş. Bütün ülke bu mutluluğu kutlamış. Kral büyük bir şölen düzenlemiş, ülkenin her köşesinden konuklar çağırmış.
O dönemde ülkede yaşayan yedi peri, kraliyet ailesine özel hediyeler verirmiş. Kralla kraliçe, perileri de davet etmiş. Ancak bir peri unutulmuş, uzun zamandır kimseyle görüşmeyen, herkesin korktuğu yaşlı bir peri.
Şölen günü geldiğinde periler hediyelerini sunmaya başlamış. Biri güzellik, biri zarafet, biri neşe vermiş. Tam altıncı peri dileğini söylerken, unutulan yaşlı peri içeri girmiş. Öfkesinden yüzü sapsarıymış. “Beni davet etmeye gerek duymadınız demek!” diye bağırmış.
Sonra kötü bir dilekte bulunmuş: “Bu çocuk on beşinci yaş gününde bir iğneye parmağını batıracak ve ölecek!”
Salon sessizliğe bürünmüş. Herkes donup kalmış. Tam o sırada son peri öne çıkmış. “Kaderini tamamen değiştiremem ama yumuşatabilirim,” demiş. “Prenses ölmeyecek, sadece derin bir uykuya dalacak. Yüz yıl sonra bir prensin öpücüğüyle uyanacak.”

Yıllar geçmiş, prenses büyümüş, herkesin sevdiği bir genç kız olmuş. Kral, iğneleri yasaklamış, saraydaki bütün eğirme tezgahlarını yaktırmış. Fakat kaderden kaçılmazmış.
On beşinci yaş gününde prenses, sarayın eski bir kulesine çıkmış. Orada yaşlı bir kadının ip eğirdiğini görmüş. Hayatında hiç iğne görmediği için merakla yaklaşmış. Kadın gülümseyip “Denemek ister misin?” demiş. Prenses parmağını iğneye değdirir değdirmez yere düşüp uyumuş.
O anda bütün saray sessizliğe gömülmüş. Kral, kraliçe, askerler, aşçılar, herkes derin bir uykuya dalmış. Bahçedeki güller büyümüş, sarayın etrafını dikenli bir duvar gibi sarmış. Yıllar geçmiş, yüzyıl boyunca kimse o kaleye yaklaşamamış.

Tam yüz yıl sonra bir prens o krallığın yakınlarına gelmiş. Yaşlı bir köylüden, dikenlerin ardında yatan güzel bir kızdan bahsedildiğini duymuş. Merakı ağır basmış, saraya doğru ilerlemiş. Dikenler, sanki kendi kendine açılmış.
Prens içeri girdiğinde her yer sessizdi. Uyuyan askerler, donmuş mumlar, zamana karışmış bir sessizlik… En sonunda, büyük salonun ortasındaki altın yatakta uyuyan prensesi görmüş. O kadar güzeldi ki, sanki zamanı bekliyormuş.
Prens eğilip onu nazikçe öpmüş. O anda büyü bozulmuş. Prenses gözlerini açmış, saraydaki herkes aynı anda uyanmış. Güller tazelenmiş, mumlar yeniden yanmış, kuşlar ötüşmeye başlamış.
Prenses ve prens birbirlerine gülümsemişler, sanki birbirlerini hep tanıyorlarmış gibi. Bir süre sonra evlenmişler. Krallık eski neşesine kavuşmuş.
Ve o günden sonra herkes bilir ki, bazen uzun bir uyku bile kaderin beklediği zamanı getirebilir.