Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Masalı 2025
29/10/2025Bir zamanlar, kar gibi beyaz tenli, kan gibi kırmızı dudaklı, kömür gibi siyah saçlı bir prenses doğmuş. Kraliçe onu kucağına aldığında o kadar güzeldi ki, adını “Pamuk Prenses” koymuşlar. Fakat doğumdan kısa süre sonra kraliçe vefat etmiş. Kral bir süre sonra başka bir kadınla evlenmiş. Yeni kraliçe çok güzelmiş ama kalbi kötülükle doluymuş.
Her gün aynasının karşısına geçip sorarmış: “Ayna ayna, söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?” Ayna her defasında “Hayır, sen en güzelsin kraliçem,” dermiş.
Yıllar geçmiş, Pamuk Prenses büyümüş, güzelliği herkesin diline düşmüş. Bir gün ayna, kraliçenin beklemediği o cevabı vermiş: “Kraliçem, sen güzelsin ama Pamuk Prenses senden daha güzel artık.”
Kraliçenin öfkesi alevlenmiş. Bu sözleri kaldıramamış ve Pamuk Prenses’ten kurtulmak için korkunç bir plan yapmış.
Kraliçe bir avcıyı çağırıp ona Pamuk Prenses’i ormana götürmesini ve geri dönmemesini emretmiş. Avcı, kızı ormana götürmüş ama onun masum bakışlarına dayanamamış. “Git, kaybol ormanda ama bir daha saraya dönme,” demiş. Pamuk Prenses korku içinde yürümüş, saatler sonra küçük bir kulübeye rastlamış.
Kulübenin içi düzenli ama minikmiş. Yedi tane yatak, yedi tabak ve yedi küçük sandalye varmış. Yorgun düşen Pamuk Prenses, bir yatağa uzanıp uyuyakalmış.
Akşam olunca yedi cüce eve dönmüş. Onlar dağlarda maden çıkarırlarmış. Yatağında birini görünce şaşırmışlar. Kızın iyi kalpli olduğunu anlayınca onu yanlarına almışlar. Pamuk Prenses onlara yemek yapmış, evi toplamış. Karşılığında cüceler de onu koruyacaklarına söz vermişler.
Fakat kraliçe bir süre sonra aynasına yine sormuş: “Ayna ayna, kimdir bu dünyanın en güzeli?”
Ayna “Pamuk Prenses” deyince kraliçe donakalmış. Onun hâlâ yaşadığını öğrenince cadı kılığına girip ormana gitmiş. Elinde parlak, kırmızı bir elma varmış — ama bu elma zehirliymiş. Cüceler madendeyken kulübeye yaklaşmış, kapıyı çalmış.
“Tatlım, bu elma bahçemin en güzeli,” demiş. Pamuk Prenses önce tereddüt etmiş ama kadın öyle tatlı konuşmuş ki dayanamayarak ısırmış. Isırır ısırmaz yere düşmüş. Kraliçe zaferle gülerek oradan uzaklaşmış.
Akşam cüceler döndüklerinde Pamuk Prenses’i yerde bulmuşlar. Uyuyor gibiydi ama nefes almıyordu. Çok üzülmüşler, onu camdan bir tabutun içine koymuşlar. Günler, haftalar geçmiş ama güzelliği hiç solmamış.
Bir gün oradan geçen bir prens, tabutu görmüş. Onun yüzüne bakınca yüreği sızlamış. Cücelerden izin isteyip tabutu sarayına götürmek istemiş. Tam o sırada tabutu kaldırırlarken Pamuk Prenses’in boğazındaki elma parçası yerinden oynamış ve kız derin bir nefes almış.
Prens sevinçten ne yapacağını şaşırmış. Pamuk Prenses gözlerini açmış, neler olduğunu hatırlamaya çalışmış. Prens onu sarayına götürmüş, evlenmişler.
Kraliçe ise aynasına son kez sormuş: “Ayna ayna, kimdir bu dünyanın en güzeli?”
Ayna, “Pamuk Prenses kraliçem, artık o en güzel olan,” demiş. Kötü kalpli kraliçe bu cevabı duyar duymaz aynaya bir daha bakamamış.
Pamuk Prenses, yedi cüceleri sık sık ziyaret etmiş ve sonsuza kadar mutlu yaşamış.


