Göl Aynasının Sırrı Masalı
20/11/2025Günlerden bir gün, Sessiz Tepe’nin yamacında yaşayan Lina adındaki küçük kız çocuğu, ormanın kenarında dolaşırken rüzgârın yön değiştirdiğini fark etmiş. Her zamanki gibi hafif hafif esen rüzgâr değilmiş bu; sanki aceleyle bir şey anlatmaya çalışıyormuş. Lina merakla rüzgârı takip etmiş ve ağaçların arasından Göl Aynası denilen yere varmış. Burası ormanda pek kimsenin bilmediği, suyu öylesine berrak bir gölmüş ki içine bakan kendini değil, kalbindeki duyguları görürmüş. Lina suyun yüzeyine eğilmiş ama kendi yansımasını görememiş. Onun yerine göl, Lina’ya titrek ışıklarla bir yol göstermeye başlamış. Yol, ormanın derinliklerine doğru uzanıyormuş. Lina içten bir heyecan duymuş, çünkü uzun zamandır kendini keşfetmek ve başkalarına yardım etmek isteyen bir çocukmuş. Bu yolun ona anlatmak istediği bir şey olduğuna inanmış.
Lina yolu izlerken hafif bir hışırtı duymuş. Çalıların arasından iki canlı çıkmış: biri uzun kulaklı, çevik bir tavşan; diğeri ise kanadında küçük bir yarası olan genç bir baykuşmuş. Tavşan hızlı konuşmuş: “Arkadaşımın kanadı incindi, yardım edecek birini arıyorum.” Baykuş ise utangaç bir sesle, “Kanadım havalanamıyor,” demiş. Lina ikisine yaklaşmış, rüzgâr hafifçe saçlarını savurmuş ve gölün gösterdiği yolun bu yardımla bağlantılı olduğunu hissetmiş. Yanında taşıdığı küçük çantasından temiz bir bez çıkarmış ve baykuşun kanadını dikkatle sarmış. Tavşan endişeyle, “Yolun devamı tehlikeli olabilir mi?” diye sormuş. Lina sakince, “Birlikte gidersek daha güçlü oluruz,” demiş. Bunun üzerine üçlü, gölün ışıklarının gösterdiği patikayı takip etmiş. Yol boyunca kuş sesleri azalmış, ağaçlar sıklaşmış ama Lina’nın içindeki kararlılık hiç azalmamış. Kalbinin derinlerinde, bu yolun bir amaca hizmet ettiğini biliyormuş.
Bir süre sonra patika geniş bir açıklığa açılmış. Açıklığın tam ortasında gölün ışıklarıyla parlayan eski bir taş çember duruyormuş. Lina yaklaşınca çemberin içinden yumuşak bir ışık yükselmiş ve suyun yüzeyinden duyduğu ses tekrar fısıldamış: “Gerçek güç, içindeki iyiliği paylaşmak.” Lina’nın içi ısınmış. Tam o anda baykuşun kanadı hafifçe titremiş ve yavaş yavaş güçlenmiş. Baykuş şaşkınlıkla kanadını açıp kapatmış. Tavşan sevinçle zıplamış ve “Başardın!” diye bağırmış. Lina ışığa baktığında kendi yansımasını değil, yardım edişinin oluşturduğu sıcak bir şekil görmüş. Bu an ona büyük bir huzur vermiş. Çemberin ışığı azalırken rüzgâr son kez esmiş, “Senin kalbin yolunu daima bulur,” demiş. Lina oradan ayrılırken içi tatlı bir umutla dolmuş. Evine dönerken gölün yüzeyinde hafif bir parıltı daha görmüş ama bu kez gülümseyerek yürümeye devam etmiş. Çünkü ne zaman iyilikle yola çıkarsa, dünyanın ona yol açtığını anlamış.


